yan not etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yan not etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2011 Salı

Bir Büyük Sanatçı olmanın bile ötesindeki Yılmaz Güney



Bir büyük sinemacı,hatta dünya çapında bir deha idi Yılmaz Güney..."Yol" gibi yalnız Türk değil dünya sinemasının da en önemli filmlerinden birine imza atmıştı.Ama Güney'de bir dehadan,bir üstün yetenekten de çok daha fazla bir şey vardı:O filmlerinde anlattığı törelerin,yoksulluğun,adaletsiz dünyanın kurbanı gerçek insanlar için canını verecek bir adamdı.(İnanmayan varsa Yeni Harman'ın son sayısında Tuncel Kurtiz'in anlattıklarını okusun!)Yaşalandıkça gerçekten hayran olduğum insan sayısı azalıyor.Yılmaz Güney ise tam tersi:İçimde büyüyor...

30 Eylül 2010 Perşembe

Türkiye Doğu İle Batı Arasında Bir Köprü müdür?




Üçüncü boğaz köprüsü tartışmaları devam ederken,o çok beylik sual tırnaklayıp duruyor kafamı..Türkiye Batı Medeniyeti ile İslam Dünyası arasında bir köprü mü?Hep öyle söylenir ya..Türkiye bir yüzünü Batıya dönmesi ile,köklerininse doğuda olması nedeniyle doğal bir köprü vazifesi görüyormuş falan,feşmekan..Oysa köprü,süs olsun diye değil,gelip geçişler olsun diye yapılır.11 eylül saldırılarından beri sürekli tırmanan doğu batı gerginliği gösteriyor ki,batı dünyası ile islam alemi sevmiyorlar birbirlerini..Kaynaşma yeni sentetik kültürel yapılar,formlar oluşturma gibi dertleri yok iki tarafın da.Batı,islam dünyasını dünyevi yaşama kültürünü ve kamusal özgürlükleri tehdit ettiği için sevmiyor,doğu ise özellikle cinsel konulardaki gevşek batı ahlak anlayışını,ahlaki yozlaşma ve tehdit olarak görüyor.Bu şartlarda Türkiye köprü olabilir mi?Olsa olsa köprü değil sınırları sağlamlaştırma vazifesi görebiliriz.Yani kaza ile ya da bilerek,gidiş gelişler mümkün olduğunca az olsun diye her yer mayın ve gizli tuzaklarla döşenmiş bir araziyiz bence,köprü olmak bir yana..Bu topraklar,doğu ve batı medeniyetinin buluştuğu değil savaştığı,şüphenin,gizli niyet okuyuculuğunun,kinin ve dışlamanın diyarıdır.Bu böyle gelmiştir ve korkarım uzun süre de böyle devam edecektir.

Hanefi Avcı Kimmiş?

Facebookta Birgün gazetesinin bana gönderdiği bir mesajda tepkiler ve şikayetler nedeniyle Hanefi Avcı'nın "Haliçte Yaşayan Simonlar" adlı kitabının reklamının kaldırıldığı duyurusu vardı.Fethullahçı Methullahçı olmadıklarına göre,bu solcuların bu adamla ne alıp veremedikleri vardı?Eh ben solcu geçinirim hep,ama gerçek bir solcu gibi egemen güçlerin hışmına uğrayıp işkence ve cezaevi görmüş biri olmadığımdan,Hanefi Avcı gibi isimlere anında öfke duyacak aşinalığım yok.Meğer 12 eylül dönemi işkenceci polislerinden biriymiş bu adam.Mersin'de bir karakolda onlarca devrimciye işkence yapmış.Hatta uzun yıllar sonra cesedi kimsesizler mezarlığında bulunan bir devrimcinin gözaltında öldürülmesinden sorumlu tutuluyormuş.Zaten o dönemlerde işkenceden geçen devrimcilere gözaltında öldürülen devrimcinin ayakkabılarını gösterip,"konuşmazsanız sizin de sonunuz onunki gibi olacak" diyormuş.Şimdi ise böylesi canavarların kitaplarından Türkiye gerçeklerini öğrenmemiz isteniyor.Bunların kimlerin ve nelerin mezarı üzerinde tepiştiklerini öğrenmeye çalışmak daha gerçekçi bir Türkiye profiline götürmez mi bizleri?

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1021456&Date=30.09.2010&CategoryID=77

GAZETE OKUMAK DÜNYAYI ANLAMAYA YARDIM EDER Mİ?

Toprağa dair bilgisine hep hayran olduğum bir arkadaş var,benim gibi bolca gazete,dergi,kitap okuyarak dünyayı anlamaya çalışan biri değil.Muhtemelen çok okumanın beyhude olduğunu düşünüyor."Ne okuyorsun gene" dedi,Hanefi Avcı ile ilgili son haberleri okuduğumu görünce dudak büktü.Sanki bana" o kadar zamandır okuyorsun,anladığın ne?" diye soruyormuş gibi geldi..Böyle bir soru yöneltmiş gibi kafamdakilerti sıralamaya başladım.Çok küçük yaşlardan beri gazete dergi okuyordum,bazı konuları ciddiye alıp işin özünü kavramak için kitap da okuyordum.Asla tam olarak anlayamadım dünyayı.Ne için kavga ediyorlar,neyin mücadelesidir bu,kim haklı kim haksız,ezen kim ezilen kim?Şüphesiz ahkam kesme yarışması düzenlendiği zaman,herşeyi bilmesem de çok çok önemli şeyler biliyormuşum ayaklarına yatarım.Ama samimiyetle gerçek hakkında ne biliyorum ki?Hiç.Koskocaman hiç.Aslında herkesin kendi çıkarına göre kesip biçtiği,yüzsüzlüğün ve taşkınlığın sınır tanımadığı,haset ve öfkenin gözleri kör eden dumana boğduğu,karanlık güçlerin kendini gizlemekte bunca başarı sağladığı bir dünyada kim hakikati bilebilir?Kim kavrayabilir işin özünü?Bilgi dedikleri ukalalıktır,kendini beğenmişliktir,ya da hokkabazlıktır..En azından bu gerçeği biliyorum diyeceğim ama bunların patenti de ta Antik yunan dünyasında alınmıştı:))