siyaset oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2011 Salı

İMF BAŞKANI



İMF başkanı,biraz azgın bir herifmiş.B ir otel görevlisine zorla tecavüze kalkışınca otel görevlisi kadın bağırdı mı her ne yaptıysa,korkup kaçmış,ama uçağa binmeye kalkışırken yakayı ele vermiş.Amerikan mahkemesi 1 milyon dolar kefalet istemini reddedip tutukluluğunun devamına karar vermiş.Eski dönem solcularının çok seveceği türden bir konu bu.İmf'nin kucağına oturmuş Türkiye,çok bilinen,çok yaygın bir benzetme idi.Fakat liberalleşen ve globalleşen Türkiye'de İMF ile Türkiyenin ilişkisi son derece normal bir şey olarak algılanmaya başladı.Hatta onu kurtarıcı olarak görenlerin sayısı da arttı.Türkiye'yi küreselleşen dünyanın bağımlı kölesi,uluslararası sistemin kölesi/uşağı olarak değişmez bir kader gibi algılamanın varacağı nokta bu idi elbette.Görünen o ki ABD onu yargılama ve mahkum etme konusunda kararlı.Oysa bu tür işler için zahmet edip buralara gelse idi başı derde girmezdi hazretin.Alışığız nasıl olsa düzülmeye.Hatta düzülmeyi(İmf ile anlaşmayı)en olgun demokratik davranış olarak görenlerimizin sayısı da hayli kabarık.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Davutoğlu'nun villa kirası!...



Dışişleri Bakanı Davutoğlu için kiralanan villanın aylık ücretinin 39 bin lira olduğunun ortaya çıkması üzerine CHP milletvekili Sevigen, "Bu parayla İstanbul Boğazı'nda taksitle yalı alınır" demiş.Evet,Davutoğlu'nun oturduğu evin(pardon villanın)aylık kira bedeli 39 bin lira..Şuna düz hesap 40 bin diyelim.Hala liradan üç sıfır atılmasına alışamayanlar varsa eski hesaba göre 40 milyar...Dolar bazında yaklaşık 27.000 dolar...Davutoğlu Gül'ün Dışişleri konutunu hala boşaltmış olmaması nedeniyle kirada oturuyor,parasını devlet ödüyor.Bunlar değil miydi sahi ilk iktidara geldiklerinde milletvekili lojmanlarında oturmayı reddedip onları satışa çıkaranlar..Ama artık Bakanı ile Başbakanı ile köşe olmuş vaziyetteler.İktidarı,makamı,mevkiyi ve bu makam/mevkinin sağladığı nimetleri çok seviyorlar...Bal tutan parmağını yalar,tutamayan avucunu yalar!...Sade vatandaş ile aralarındaki mesafe açıldıkça demagoji sanatını daha da iyi icra etmek zorundalar.Artık öyle tuzu kuru olmaya başladılar ki,o sattıkları milletvekili lojmanlarını beğenip de oturmazlar bile.Bir araştırma yapılsa,Akp'li bakan ve milletvekillerinin iktidarları boyunca edindikleri servetin dökümü çıkarılsa AKP'nin bu ülkeye maliyeti anlaşılabilir mi?Elbette yalnız onları değil belediyelerini,kendi atadıkları bürokratları,önemli yandaşlarını da dahil etmek lazım...Merak ediyorum ortaya çıkan yekun Türkiye'nin GSMH'sının kaçta kaçına denk gelir?Halk AKP'nin kendilerine kaça malolduğunu kesin olarak bilebilse onları desteklemeye devam eder mi?Belki de devam eder...Şimdilik halkın gerçek çıkarlarını temsil edebilecek nitelikte bir siyasal oluşum henüz mevcut değil ne yazık ki...

7 Haziran 2010 Pazartesi

GİZLİ KAMERA ADALETİ!…

Türkiyede reel enflasyonun çok yüksek olduğu Özallı yıllarda ortaya çıkan çek senet mafyası için “Adalet dağıtıcılar” diyenler vardı.Bu görüşte olanların fikirlerine göre enflasyon nedeni ile borçlunun lehine işleyen süreci çek senet mafyası tersine çevirip adaleti sağlıyordu.Enflasyon nedeniyle geç ifa edilen alacak reel olarak küçülüyor,dolayısıyla alacaklının yasal yollara başvurması,adaletin gecikmesi nedeniyle işe yaramıyordu.Çek senet mafyası mensupları borçluyu cebir,şantaj ve tehditle borcunu zamanında ödemeye mecbur ederek yasadışı yöntemlerle de olsa adaletin tecelli etmesini sağlıyorlardı.

Her ne kadar bu tür “tahsilat mekanizmasının” işleyişi yeterince deşildiğinde topluma ve ülkeye ne ağır bir bedel ödetildiği anlaşılacak olsa da(muhtemelen devletin mafyalaşmasının temeline çek senet mafyası döneminde harçlar konuldu),bu görüş tümüyle tutarsız ya da mantıktan yoksun değildir.Gereği gibi işlemeyen adaletin yıkıcı sonuçlarına karşı icad edilen yasadışı yöntemler,yasaların himayesinden mahrum olanları büsbütün korumasız bırakmaz.

Hatırlarsak Deniz Baykal’ın AKP iktidarına karşı en sık dillendirdiği eleştirilerden birisi,telefonların sürekli dinlenmesi,iktidar partisinin devasa bir telekulak gibi önemli mevkide bulunan herkesi dinlemeye aldığı iddialarıydı.Sonra malum gizli kamera görüntüleri internette patlak verince Baykal’ın gizli ilişkisi ortaya çıktı.Önceleri montaj olduğunu,iktidar partisinin bir komplosu olduğunu söyleyen Baykal,kısa sürede pes edip parti liderliğinden istifa ediperek yerini Kılıçdaroğlu’na bırakmaya razı oldu.Şimdilerde derin bir sessizliğe gömülmüş görünüyor.Meselenin arkasında nasıl bir şantaj mekanizması olduğunu tahmin etmek güç değil.Baykal eğer videonun montaj olduğu yaygarasına devam etseydi,yeni kasetlerin ortaya çıkması,şimdikine rahmet okutacak skandal görüntülerin patlak vermesi uzun sürmeyecekti.Şantajcıların elleri çok güçlü olmalı idi ki,sustu Baykal.Görünüşe bakılırsa Baykal’ın parti liderliğinin devamını istemeyenlerin komplosu idi bu.Ancak öyle görünüyor ki şantajcılar,parti yönetiminin Mustafa Sarıgül’ün eline geçmesini de istemiyorlardı.

Baykal’ın antidemokratik bir iç tüzük sayesinde parti içinde kendisine sarsılamaz bir konum elde ettiği söyleniyor.Fakat şantaj ve izlenmeye karşı içtüzüğün de işe yaramayacağı görülmüş oldu.

İktidar partisinin bir komplosu olmadığı çok açık görünse de,bugünkü iktidarın başta telefon dinleme ve gizli kamera kayıtları olmak üzere,iktidardaki gücünü kullanarak muhaliflerine karşı zamanı geldiğinde şantaj olarak kullanabileceği çok önemli fişlemeler yaptığı aşikar.AKP’ye en çok zarar vermiş olanlar,ordu içindeki kimi odaklar,bürokrasinin bir kısmı ve yargı mensuplarıydı.İşin ironik tarafı,bu kesimler sürekli fişlemeler yapan,kayıtlar toplayan,gizli görüntüler elde eden kesimlerdi.Bir zamanlar öyle güçlü görünüyorlardı ki,AKP’ye tehdit ve şantajları ile nefes aldırmıyorlardı.Sözüm ona parlementoda elde ettikleri büyük çoğunluk gücünü kullandırmayarak,takiyyeci dinci bu güruhun fanteziye kaçmasını engelleyeceklerdi.Fakat silahları kendilerine döndü.AKP,başta emniyet ve mit olmak üzere,ordudaki geri hizmetlilerden takviye ettiği güçlerle akıllara zarar bir dinleme, gözetleme, fişleme mekanizması kurdu.Ergenekon soruşturması ile savcıların dokunulmaz olduklarını herkesin kanıksamış olduğu ordu ve bürokrasinin güçlü kesimlerine kafa tutar hale gelmesi,kendiliğinden olan birşey değil.Ellerinde gerektiği zaman şantaj için kullanabilecekleri çok önemli malzeme ve materyal var…

Demokrasinin olmadığı ya da çok kısıtlı olduğu koşullarda bir takım karanlık güçler palazlanarak,erişilmez bir güç elde edebiliyorlar.Fakat eninde sonunda karanlık silahları kendilerine dönüyor işte.Ya AKP?Düşmanlarından öğrendiği yöntemlerle kendisine erişilmez bir konum sağlamaya mı çalışacak?Yoksa bütün bunların başlıca sebebi olan demokrasi yokluğunu demokratik varlığa çevirmek için elinden geleni mi yapacak?..Kullanmak istediği tehdit,şantaj ve fişleme silahı nasıl bugün hasımlarının yıkımına neden olan bir güç haline döndüyse birgün elbet döner kendilerine.Bu oyunun galipleri bir gün gelip kaybeden sefilleri oynamışlardır mutlaka…